BİO-DİZEL
ÜRETİM
Bitkisel yağlardan transesterifikasyon reaksiyonu
(alkoliz) ile biyomotorin elde edilmektedir. Transesterifikasyon
reaksiyonunda yağ, monohidrik bir alkolle (etanol,
metanol), katalizör (asidik, bazik katalizörler ile
enzimler) varlığında ana ürün olarak yağ asidi esterleri
ve gliserin vererek esterleşir. Ayrıca esterleşme
reaksiyonunda yan ürün olarak di- ve monogliseridler,
reaktan fazlası ve serbest yağ asitleri oluşur. Biyomotorin
üretiminde bitkisel yağ olarak kolza, ayçiçek, soya
ve kullanılmış kızartma yağları, alkol olarak metanol,
katalizör olarak alkali katalizörler (sodyum veya
potasyum hidroksit) tercih edilmektedir. Havsansal
yağlar da biyomotorin üretiminde kullanılabilir. Şekil
1'de biyomotorin üretimi şematik olarak sunulmuştur.
Üretim teknolojisinde zorluk bulunmamaktadır. Üretimdeki
en önemli nokta biyomotorinin saflık derecesidir.
Bu nedenle rafinasyon aşaması önem kazanmaktadır.
Biyomotorin %99 değeri üzerinde saf üretilmelidir.
ÖZELLİKLER
Biyomotorin
orta uzunlukta C16-C18 yağ asidi zincirlerini içeren
metil veya etil ester tipi bir yakıttır. Oksijene
zincir yapısı biyomotorini, petrol kökenli motorinden
ayırır. Biyomotorin:
o Çevre dostu
o Yenilenebilir hammaddelerden elde edilebilen
o Atık bitkisel ve hayvansal yağlardan üretilebilen
o Anti-toksik etkili
o Biyolojik olarak hızlı ve kolay bozunabilen
o Kanserojenik madde ve kükürt içermeyen
o Yüksek alevlenme noktası ile kolay depolanabilir,
taşınabilir ve kullanılabilir
o Yağlayıcılık özelliği mükemmel
o Motor ömrünü uzatan
o Motor karakteristik değerlerinde iyileşme sağlayan
o Kara ve deniz taşımacılığında kullanılabilen
o Isıtma sistemleri ve jeneratörlerde kullanıma uygun
o Stratejik özelliklere sahip
o Mevcut Diesel motorlarında hiçbir tasarım değişikliği
gerektirmeden
kullanılabilen
o Ticari başarıyı yakalamış bir yeşil yakıttır.
BİYOMOTORİN UYGULAMALARI
1988 yılında küçük bir çiftçi kooperatifi Avusturya'da
500 ton/yıl kapasiteye sahip ilk biyomotorin üretim
tesisini kurdu. Bu tesisin ardından, ilk endüstriyel
boyutta üretim yapan 10.000 ton/yıl kapasiteye sahip
olan tesis yine Avusturya'da kuruldu. İtalya'nın Livorno
şehrinde kurulan 80000 ton/yıl, halen dünyada en büyük
kapasiteli üretim yapan Fransa'nın Rouen şehrinde
kurulan 120000 ton/yıl kapasiteli tesislerin yanında
Almanya ve İsveç başta olmak üzere Avrupa'nın birçok
ülkesinde biyomotori
n
üretim tesisleri kurulmaya başlandı. Çek Cumhuriyeti
oluşturduğu üretim programını bitirerek 16 tesisle
dünyada en çok tesise sahip olan ülke konumuna ulaştı.
Uluslararası Enerji Ajansı tarafından organize edilen
ve "Avusturya Biyoyakıtlar Enstitüsü" tarafından
bitirilen 1998 tarihli raporda, dünyada 21 ülkenin
biyomotorin üretimi yaptığı belirlenmiştir. Biyomotorin
endüstrisinin oluşmasını sağlayan Avrupa ülkelerinin
yanında son yıllarda ABD'de büyük gelişmeler olmaktadır.
Griffin Industries firması tarafından Kentucky'de
kurulan dünyanın en modern tesisi, MFS- Biyomotorin
Tesisi, bu oluşumda önemli bir yere sahiptir.1999
yılı sonrasında Avrupa Komisyonu'nun endüstriyel tarım
ürünlerinin ekiminde yağlı tohumların payını % 10
arttırması biyomotorin üreticileri için ışık olmuştur.
Bu yeniliğin bir sonucu da Almanya'da gözlenmektedir.
Bugün 90 000 ton/yıl olan biyomotorin üretiminin bu
karar sonucunda, çoğunluğu Doğu Almanya'da gerçekleşecek
şekilde 2003 yılı sonunda 1 000 000 ton/yıl değerine
ulaşmıştır.1973'ten beri biyomotorin için dünya genelinde
ön plana çıkan gelişmeler şunlardır:
" 1978-1988 : Soya yağı kökenli biyomotorin (MWM
Brezilya).
" 1987-1990 : Palm yağı kökenli biyomotorin (Malezya).
" 1991-1992 : Taksi uygulamaları (Freiburg- Almanya).
" 1992- 1993 : Kolza yağı kökenli biyomotorin
(500 saatlik test- Porshe- Weissach).
" Haziran 1991 : Üretim Leer- Almanya
" 1996'dan beri : VW firmasının biyomotorini
kabulü ve Avusturya, İsveç ve Almanya'da 300 000 taşıtta
B100 kullanımı.
" 1995'den beri : Fransa'da 10- 15 milyon taşıtta
EN 590 motorine biyomotorin katkısı (B02).
Biyomotorinin 1991- 2003 yılları arasında dünyada
üretim miktarları Şekil 2'de verilmektedir.

Şekil 2. Yıllara göre dünya biyomotorin üretim miktarları.
ÜLKEMİZDEKİ GELİŞMELER
Biyomotorin Türkiye'de mevcut olanaklarla uygulamaya
alınabilecek en önemli alternatif yakıt seçeneklerinden
biridir. Ülkemizde kara taşımacılığının önemli bölümünde
ve deniz taşımacılığında Diesel motorlu taşıtlar kullanılmaktadır.
Ayrıca endüstride jeneratörler için önemli miktarda
motorin kullanılmaktadır. Petrol tüketimimizin ancak
%15'i yerli üretimle sağlanabilmektedir. Petrol ürünleri
tüketimi içinde ise, en büyük pay %34 değeri ile motorine
aittir. Biyomotorin kullanımı ile petrol tüketiminde
ve egzoz gazı kirliliğinde azalma gerçekleşecektir.
Biyomotorin üretmek ve kullanmak için Türkiye yeterli
ve uygun alt yapıya sahiptir. Türkiye'de kolza ( kanola)
, ayçiçek, soya, aspir gibi yağlı tohum bitkilerinin
enerji amaçlı tarımı mümkündür. Hükümetimizin aldığı
son tasarruf önlemleri kapsamında tarımda sadece kanola
ve soya ekimine destek verilme kararı alınmıştır.
Bu durum, çiftçiye bir yön vermektedir. Kanola ve
soya ekimi ek bir bedelle desteklenmektedir. Kışı
ılıman geçen bölgelerimizde kanola ikinci ürün olarak
da ekilebilir. Tarımı sorunsuz ve maliyeti buğday
ve ayçiçeğinden az olan kanola, Türk çiftçisi için
önemli bir kurtarıcı olacaktır. GAP Bölgesi'nde 10
Milyon Dekar alanda sulu tarım olanağı vardır; bölgede
pamuk yanı sıra dönüşümlü olarak kanola ve/veya soya
ekimi olumlu olacaktır. Çok genel bir hesaplama ile,
GAP Bölgesi'nde kanola ve/veya soya ekimi ve biyomotorin
üretimi ile yılda 1.5 Milyon Ton biyomotorin üretilebileceği
söylenebilir. Enerji amaçlı tarımın, Türkiye tarım
politikası içinde yer alması, çiftçinin yönlendirilmesi
yararlı olacaktır.
TÜBİTAK tarafından onaylı üretilen bio dizel; belediye
otobüslerimizde 5 aydır deneme sürecinde kullanılmaktadır.
Egzozdan çıkan gaz yağmur suyu ile birleştiğinde organik
gübre olarak doğaya geri dönmektedir. Otobüslerin
çalışmış olduğu güzergahta doğal bitki örtüsünü 3
ayda değişiklik yaratacak ve gelişmesini sağlayacaktır.
Londra ve Paris Belediyesi biodizel yakıtını sübvanse
ederek kullanımını destekleyerek, hava kirliliğini
önlemeye çalışmaktadır. Belediyeler Kanununda; yemeklerde
kullanılan bitkisel yağların lavabo ve çöpe dökülmesi
yasak olup; ayrışımlı olarak toplatılması mecburidir.
Bitkisel yağlar kanalizasyon sisteminde donarak kanalizasyon
sistemini tıkamaktadır. Atık yağların toplanarak biodizel
üretiminde ana girdi olarak metil alkol ile % 20 oranında
birleştirilerek elde edilen yakıt yenilebilir enerji
olarak kabul edildiği için 10 Eylül 2004 tarihli 25579
sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Madde 8 ve 9'da tarif
edilen ürün olarak geriye kazanımı sağlanmaktadır.

Kanola-Kolza Tarlası